kiz olgunlaşma kayseri
kiz olgunlaşma kayseri
Anasayfa      Okulumuz      Faaliyetlerimiz      Basında Okulumuz      Mezunlarımız      Ziyaretci Defteri      Resim Galeri
kiz olgunlaşma kayseri
kiz olgunlaşma kayseri
kiz olgunlaşma kayseri
Milli Eğitim Bakanlığı
Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü
Karnem.net
OSYM
Vergi Numarası
Tc kimlik No
Başbakanlık
Atama Rehberi
Atatürk Özel
Belirli Gün ve Haftalar
Personel Genel Müdürlüğü
İlsis
Mevzuat
    ATATÜRK ve KADIN


Aile ve toplum arasında bir köprü olan kadının toplumun işleyişinde büyük öneme sahiptir. Kadının toplumdaki statüsü incelenirken önce onun bir birey olarak kişiliğini kazanması için gerekli çabalar harcanmalı daha sonra aile toplum içerindeki durumu düşünülmelidir. Kadın kişisel gelişimi toplumsal gelişimi de beraberinde getirecektir.

Atatürk,Türk toplumunun yapılanmasını ve kalkınmasını, Türk kadınının kalkınmasına bağlı olduğu kanısındaydı. Gerçekten de İstiklâl Savaşı boyunca cephede dövüşen, cephe gerisinde sırtında cephane taşıyan Türk kadını bu davranışları dışında ülkenin kurtuluşu yolunda mitinglere katılmak, dernekler kurmak ve yabancı devletlerin dikkatlerini çekici bildiriler yayınlamak suretiyle bir çok etkinlikleri olmuştur.

Atatürkçü Düşünce Sistemi çok yönlü analiz edildiği zaman, yapılan reformların en fazlasının “Türk Kadını”na yönelik olduğu görülmektedir. Bu sisteme göre, bir milletin seviyesini o millette kadının ulaştığı seviye belirlemektedir

Atatürk, bir toplumun kadın-erkek birlikte kalkınabileceğini, bunlardan birinin ihmal edilmesinin ülke için büyük bir hata olacağını şu ifadelerle dile getirmiştir:“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini görmemezlikten gelelim de kitlenin tümü ilerlemeye imkân bulabilsin?..... Şüphe yok ki, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmak, ilerlemek ve yenileşme sahasına birlikte geçmek lazımdır. İşte, böyle olursa inkılâp başarılı olur”

Güçlü bir toplum güçlü ve dengeli aile yapısını gerektirir. Kadınları iyi eğitilmiş aileler güçlü ve dengeli toplumların yaratıcısıdır. Millet Meclisi’nde “milletimiz kuvvetli bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her bakımdan yükselmelerini temindir” hitabında bulunan Atatürk:“Bizim toplumumuzda bilim ve fen gerekiyorsa bunları aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın elde etmeleri gereklidir. Kadınlarımız da bilim adamı, fen adamı olacaklar, erkeklerin geçtikleri bütün öğrenim kademelerinden geçeceklerdir."

O bir güneşti. Güneş dediniz mi, ilikleriniz ısınır, ağaçlara su yürür, dallar baharlanır, cansızlar canlılaşır... Tutsak edilmiş, sömürülmüş, insanlıktan uzak yaşama terk edilmiş kadınları silkeleyen, şerefli mazisine yakışır bir yaşam ortamına çeken, ona bağımsızlığın tadını tattıran, ona özgürlüğün kutsallığını öğreten, ona insan olmanın en yüce onurunu veren bir Atatürk’ün güneşi idi.İşte bu yüzden Türk kadını Atatürk dedi mi, silkinir, uyanır, uygarlığa doğru, aydınlık yarınlara doğru koşarak canlanır...

Atatürk, kadın hakları ve statüsü konusunu sadece millî bir mesele olarak görmemiştir. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, konuyu süratle milletler arası alana götüren ilk insan Atatürk’tür. 22 Nisan 1935’te İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda “Milletler arası Kadın Kongresi”nin toplanması için imkânlar hazırlamış ve kongreyi himayesine almıştır. Atatürk’ün 1923’lerden itibaren üzerinde titizlikle durduğu ve uygulamaya koyduğu kadın hakları için dünya, ancak 1975 yılında birlik olarak çaba sarf etme gereği duymuş ve bu yılı “Kadın Yılı” olarak ilân etmiştir.



Sitede kullanılan içerikten okul yönetimi sorumludur.
Tasarım ve Kodlama www.onrweb.net